5 Aralık 2009 Cumartesi

Wish You Were Here Deyince Akla Gelenler

So, so you think you can tell Heaven from Hell,
blue skies from pain.
Can you tell a green field from a cold steel rail?
A smile from a veil?
Do you think you can tell?
And did they get you to trade your heroes for ghosts?
Hot ashes for trees?
Hot air for a cool breeze?
Cold comfort for change?
And did you exchange a walk on part in the war for a lead role in a cage?
How I wish, how I wish you were here.
We're just two lost souls swimming in a fish bowl, year after year,
Running over the same old ground.
What have you found? The same old fears.
Wish you were here.
Kayıp ruhlar.. kayıp arayışlar, bulamayışlar. Mutluluk beklentileri.
Boğmakta bu ara her şey beni. Korkutmakta bir yandan. Mutluluk arıyorum zira neyde aradığımı bilmeden. Bir sevgili, bir kitap, bir köpek, bir bakış, bir gülüş, bir fotoğraf..vs.. nerede aramalı mutluluğu?
Güven vermiyor hiçbir şey, neye baksam altındaki buzağıyı görüyorum. Oysa ineğin de altına bakıyorum öküzün de..
Yarın 20 yaş dişim çekilecek, dişçiden de çok korkarım zaten. Bir çocuğa öcü neyse bana da dişçi odur. Geceleri yatağıma yattığımda eşyalarla oluşan korkunç gölgelerde dişçiyi görürüm. Ama nedir, 20 yaş dişimi çektirdiğime göre koca kız olmuşum, zaten cüsse olarakta öyle pek minik bir şey sayılmam bu nedenle cesur olup o koltuğa oturmalıyım.

Evet diş çekildi artık eksik bir insanım. Korkutucuydu, hiç sevmedim, dişçilerden korkmakta haklıymışım, bi daha da gitmek istemiyoruuum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder