Değersiz insanların ağzından çıkan değersiz laflar, yormuyor bile beni. Oyuncağıyla oynayan bir çocuğu seyretmek gibi, sıkılmasını bekleyerek oyuncağın cikciğine katlanmak. Oysa susturabilirsin onu, vurursun kafasına alırsın oyuncağını, ama ne gerek var o enerjiyi harcamaya. Boş kafalar, boş kelimelerle geçirsinler hayatlarını. Fark etmez ki benim için.
Keşke daha erdemli yolları seçebilse insan çocuğu. Değerlendirmeler, yorumlamalar doğru şekillerde yapılabilse ve bazen hiç yapılmaması gerektiği de fark edilebilse.
Hayatımızı olabildiğince saf yollardan yaşamaya çalışmalıyız. Duyguları karmaşıklaştırmadan. Ne gereği var. Mutluluk yalınlıktır. Mutluluk yalnızlıktır. Yalnızken dibine kadar yaşarsın her duygunu. İki başınayken öyle mi..
Heyecanlan bahane bulmadan, ellerin titresin şapşalca ve hesapsızca. Açıklamaksızın kızarsın yanakların, hayat bu, mutluluk bu. Kimse, kimse ket vurmasın duygularına. Yalın yaşa, yalnız yaşa. Her şeyin dışına çık, her şeyi reddet. İsyan etme, reddet. Kurtul bütün kalıplardan.
Ah küçük insanlar ne anlayacaksınız.. düşünseniz de nereye varacaksınız. Kafeslerinizde pencereden dışarı bakmaya korkarken, yalnızca dışarıda olanların dedikodusunu yapabilirsiniz. Aklınızı temizleyin artık, arının bu kötücül duygulardan. Sizi aşağıya çektikçe çeken bütün isteklerinizden kurtulun. Zevkten, şiddetten, eğlenceden kopun artık. Her türlü otoriteyi reddedin ve kafesin dışına çıkın. Yorucu değil mi, insanı bitirmiyor mu bu şekilde yaşamak? Bohemse bohem, rahatlayın artık, kıçınıza soktuğunuz kazığı çıkartın. Kıvrılsın vücudunuz, aşkınız, gücünüz. Bırakın sınırların içinde gezmeyi. Sızana kadar içmek değil mutluluk, tanımadığın bir kızın yanında uyanmak değil. Ya da sevmediğin birinin dedikodusunu yapmak değil, arkadaşının saçını çekmek değil. Durun artık, doğru tarafa geçin. Durun artık, durun.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder