Hakikaten, ne kadar da yalnız hissettim bugün kendimi.
Oysa yalnızlık üzerine yazılmış bir başka yazıyı okuyordum. Demek ki kendimi yalnız hisseden tek ben değilim.. Ee, yalnız değil miyim? Nasıl yani.. Ben hep öyle hissettim oysa. Belki de FM ve AM’den başka dalgalar da vardır.
Belki bu yazıyı da bir onaylanma ihtiyacı ile yazıyorum. Zira ben bir kadınım ve ister istemez her şeyi erkeklerin onayı için yapıyorum değil mi..
Değil mi?
Erkeklerin evcilleştirdiği ilk hayvan türü, kadınlar olsa gerek. Öyle köklü bir operasyon yapmışlar ki kadının bu derece güçlü olduğu 21.yüzyılda bile onların onayı için sürünüyoruz.
Hayatımız boyunca dansa davet oynuyoruz. Ters tarafından. Ne kadar da aşağılayıcı. Yaşam tarzımız ne kadar da bağımlı hale gelmiş.
Elbette insan sosyal bir varlık ama bu derece sosyal olmamak lazım. Yalnız olabilmeyi de kabullenmek lazım.
Güçsüzleştirdiler bizi farkında olmadan. İçgüdülerimize kurban gittik. Anne olmayı istediğimiz, çocuklarımıza, eşimize bakmayı istediğimiz için kullanıldık. Hala da atamadık bunu üzerimizden.
Erkeklerin ağzının içine bakıyoruz, önce bize baksınlar diye, sonra bizimle konuşsunlar, çıksınlar, bizi sevsinler, bize aşık olsunlar, bizi aileleriyle tanıştırsınlar, bizimle evlensinler ve en sonunda çocuk yaptığımızda rahatlıyoruz. Her şeyi biz istiyoruz ve yalnızca isteklerimizin kabul edilmesini bekliyoruz. Bu karşılıksız dans her ilişkide var ne yazık ki ve oldukça korkutucu.
Erkekleri bir şeylere zorlamaktan yorulmadık mı? Ben yoruldum artık. Yine de elim cep telefonumda ve bir erkeği arıyorum. Acınası, gerçekten acınası.
İkiyüzlü bir hayat benimkisi. Sorsam diğer kadınlar da fikirlerime katılır ama onlar da 10 dakika sonra bir erkeği aramak için cep telefonlarına sarılacaklar. Kendimize gelmeliyiz. Zarar görmemek için daha fazla.
Bir noktada erkeklere boyun eğdirdiğimiz doğru, bir başka bakış açısıyla erkeklere zorla her şeyi yaptırdığımız da düşünülebilir. Zorla evlenip çocuk yaptığımız gibi.. Fakat unutmamak gerekir ki, gece yatağında dönüp dururken evlenme hayali kurup, bunun için yanıp tutuşan da biziz ve erkeklerin asla istemediği bu bağlılık hikayesine, onlar kabul edene kadar adım atamayan ve bundan dolayı acı çeken
de biziz. Bizi istemediğini düşünüp, bin türlü senaryo yazıp kendimizi harap ediyoruz. Ne büyük kayıp. Hayatımızı nasıl da saçma sapan şekillerde harcıyoruz.
Aşk, biz çabalamadan olmalı, fakat ilişki biz çabalarken yürümeli.
Her şey için çok fazla uğraşıyoruz.
Gereğinden çok.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder