5 Aralık 2009 Cumartesi

Başınız Sağolsun...

O öldü...
Hepiniz yaptığınız, hepiniz suçlusunuz !! Ama en büyük suçlu kendisiydi belki de... İzin verdiği için onu öldürmenize... Koruyabilirdi kendini.. Saklayabilirdi.. Sahteliklerden hoşlanmadığı için olduğu gibi görünmeyi tercih etmişti... Bu kimsenin umurunda değildi ama.. Çünkü onu olduğu gibi değil olmasını istediğiniz gibi gördünüz !! Dediklerine inanmadınız !! O "beyaz" dediyse gerçekten beyaz olduğunu düşündüğü içindi siz ise içine siyah katıp gri yaptınız..
Üzgünüm, O'nu öldürdünüz... Şimdi arkasından söylenebilecek en büyük yalanı söyleyin kendinize ve başkalarına...
"İyi bilirdik..."

The Message In The Bottle

Belki gülümserim demiştim...
Sabahlardan mütevellit bir huzur
gecenin bu saatinde
ama
bir serzeniş...
Tam da
bu saatinde
Doğru olan işte
Bu saat dediklerimizde hata yapıyoruz ya
Muhtaç zannedip kendimize akrebi
Yelkovanı
Kovamıyoruz anlamsızlarımızı...
bir de melodi giydirdiğimizde
Kelimelere ne hacet...
Tutarsız kelimler festivali oluyor
Her bir bakışımız...
hayatımıza dostoyevskinin bohem bir barında devam ediyoruz
ve
ellerimizle beyaz bir güvercin yakalıyoruz işte
Tam da
Bu saat...

ama ben
Belki gülümserim demiştim,
nereden bilebilirdim
yanaklarım tembelmiş meğer kulak mememi
pek sevmezlermiş
iki göz bir gülümsemeyle
bir günaydınla doğmuşum
ben ya,
bir gün gelecek ve ben aydın bir güne muhtaç olmuşum
ağlamayınca kimseye mutlu görünmüşüm
kitapları neden severim
ben ya?
özellikle bu saatte
tam da
bu saat
işte ben bu saatte bile gülümseyebilirim demiştim sevgilim...

dumanla gelirsin dediler
sigaraya başladım...
bir melodi olur gelir dediler
musiki sevdim
en güzel kelimelerdir o karşına bir gün çıkacak dediler
şair oldum...

yok yok
o sadece bir hayal
o sadece güzel bir düşüncedir dediler
ve ben
filozof oldum...

ama sen;
hiç yaşamamış birisinin realkarnasyonu gibisin
sevgilim söyle
ne olur
neredesin...?